make hummus, not war

Mahe Asal

Bazı sabahlar uyanmak, yeniden doğmak gibidir. Gözümü açtığımda ilk düşündüğüm sensin. Henüz sabah olmadan gökyüzüne düşen o solgun ışık gibi—sessiz ama derin. Varlığın, içimde yankılanan bir dua gibi. Her seferinde ilk kez duyuyormuşum gibi şaşırıyorum sana. Ve her seferinde daha da derine kök salıyorum.

Sana her baktığımda zaman duruyor. Ellerinin gölgesinde kaybolmak, sesinle soluk almak istiyorum. Sanki sen olmadan nefes bile eksik. Sen, ben olmadan da tam gibisin ama ben sensiz hep biraz eksik.

Yorulduğumda senin sesine sığınıyorum. O ses ki, içimde çözülen bir düğüm gibi—söz söylemeden bile anlatan, bastırmadan dinleyen. Kalabalığın ortasında kendime açtığım gizli bir kapı. Bazen bir ezgi gibi akıyor içime; bildiğim, ama yıllardır unuttuğum bir melodi gibi.

Bazen düşünüyorum da, bu bir tür teslimiyet mi? Kendinden vazgeçmek değil belki, ama kendini bir başkasının varlığıyla yeniden kurmak. Kim bilir, belki de aşk dediğimiz şey, bir kendini adama biçimidir. Bile isteye, göz göre göre… Ve evet, ben bunu sana yaptım. Kalbimi hiç saklamadan, aklımı hiç tutmadan. Bile bile.

Ve şimdi her şeyin içinde sen varsın.

Bazen bir fısıltıdan duyuyorum seni gecenin en sessiz anında, bir odadan ötekine taşan o tanıdık nefeste.

Bazen küçük bir ceketin cebinden çıkıyorsun karşıma, buruşturulmuş bir kâğıda çizilmiş dağınık bir kalp gibi.

Bazen de sadece mutfağın masasındaki o kalabalıkta kaybolmuş gibi ama hep ordasın.

Bazen dolaptan gelen bir sesle hatırlatıyorsun kendini; küçük ellerin bıraktığı dağınıklıkta bile düzen var.

Bazen eski bir fotoğrafın kenarında, gözlerin tam bana bakıyormuş gibi dururken yakalanıyorum; yıllar geçse de hiç yaşlanmayan o bakışta.

Bazen bir öğleden sonra sessizliğinde aniden çıkan bir seste duyuyorum seni.

Ve bazen, yalnızca kalbimin sesine kulak verince çıkıyorsun ortaya. Ne resim, ne koku, ne anı… sadece içimdeki sen.

Sen artık çoğaldın.

Artık birçok sesin var, birçok gülüşün, birçok adımın.

Ve ben, her birini ayrı ayrı ezberledim.

Eskiden bir kişiydim. Şimdi bir ev gibi hissediyorum kendimi. İçimde odalar var; ışığı farklı, sesi farklı, ama hepsi seninle dolu.

Adını söylemeden seni anlatıyorum.

Çünkü adını anmak, büyüyü bozmak gibi geliyor.

Ama okuyan herkes biliyor.

Bir Cevap Yazın

31337 sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin